Dec 24, 2013

The Others - Glamor Alert!

Sosyal medyanın özellikle de blogumun ve Instagram’ın hayatıma kattığı en güzel şey, birbirinden tatlı insanları tanıma fırsatını bana sunması. Bugün, “The Others – Stili ile ilham veren kadınlar” bölümündeki konuğum, Instagram sayesinde tanıdığım ve süper tatlı insanlar kategorisinde, hayatıma üst sıralardan giriş yapan sevgili arkadaşım Gülnihal. Bir insanı tanımak için mutlaka yüz yüze tanışmak gerekmiyor. Gülnihal, şuanda Amerika’da yaşamasına rağmen, hem de bir akademisyen olarak korkunç bir iş yoğunluğu olmasına rağmen, inanılmaz enerjisi, hayata bakış açısı, tüm içtenliği ve samimiyetiyle o upuzuuuun mesafeyi o kadar kısacık bir hale getiriyor ki, ben nasıl her şeye yetişebildiğine cidden şaşırıp kalıyorum :)

Sözü fazla uzatmadan, bu güzel insan ve sorularıma verdiği keyifli cevaplarla baş başa bırakıyorum sizleri. 
1. Bize biraz kendinden bahseder misin?
Küçük bir kız çocuğuyken, makas tutmayı öğrenir öğrenmez gazetelerin verdiği karton bebeklere giysi kesen, annesine oyuncak bebeğine örgüden bir elbise örmesi için sürekli istekte bulunan, süslü, parlak ve pembe şeyleri çok seven bir kızdım. Ki hala pembeyi çok severim. Gel gelelim meslek seçimimi tamamen modadan uzak bir alanda yaptım ve geçen sene doktoramı tamamladım, dişhekimliği fakültesinde araştırma görevlisi olarak çalışıyorum ve işimi çok seviyorum. Ancak içimdeki moda aşkı ilk günkü gibi durduğundan, boş zamanlarımı değerlendirmek için Style&Glaze’de moda yazıları yazmaya, tarzıma göre hazırlayıp giydiğim kombinler eklemeye başladım. Yaklaşık 1.5 yıldır blogda yazıyorum.

2. Moda ile ilgili ne düşünüyorsun? Stilini nasıl tanımlarsın?
Moda benim için, çok kolay şekil değiştirebilen bir nesne gibi… Klasikleşen akımlar dışında, çok çabuk tüketilen ve yerine bir yenisi gelen trendlerle karşılaşıyoruz her gün. İnsanların görüşleri gibi, şartlar da o kadar değişiyor ki moda trendleri için ‘asla giymem’  tabiri ‘asla’ kullanmayacağım bir tanımlama olur. Stilim için kullanabileceğim üç sözcük: Rahat, şık ve güncel olabilir. Rahat çünkü öncelikli şartım giydiğim giysinin içinde kendimi mutlu ve rahat hissetmemdir. Şık kavramını kendime göre yorumlayabilirim sanırım, parıltılar, süsler içinde olmak değil de, bazen monokrom giyindiğinizde bile ufak bir aksesurlarla onu tamamlamak gibi örneğin. Güncel, evet yeni trendleri uygulamayı seviyorum, zaten modanın tekdüze olmayıp, canlı olmasının en önemli nedeni sürekli bir değişiklik içinde olması değil mi?

3. Nerelerden alışveriş yapıyorsun? Özellikle takip ettiğin bir tasarımcı ya da marka var mı?
Günlük alışveriş mağazalarım arasında H&M, Zara, Mango ve Twist favorilerimdir. Oralardan alışveriş yapmayı seviyorum, çünkü uygun fiyata oldukça güncel parçalar bulmak mümkün oluyor. Türkiye’de olmasa da yurt dışına her çıktığımda uğramayı çok sevdiğim mağazalar ise Forever 21 ve Blanco kesinlikle! Ama tasarımcılara gelince, Kate Spade, Marc Jacobs ve Alexander Wang bu aralar en sevdiklerim. Tasarımlarındaki detaylara ve verdikleri enerjiye bayılıyorum!

4. Dolabındaki “olmazsa olmaz” parça ya da parçalar neler?
Gardrobumdaki vintage parçalarım çok değerlidir. Anneannemin broşları, eşimin hediye ettiği Seiko saatim ve Boston’dayken vintage bir mağazadan bulduğum YSL çantam şu an en değerlilerim diyebilirim. Onların dışında gardrobum genelde açık renklerden oluşur, çok siyah insanı değilimdir. Kabarık etekler, dantel detayı, skinny jeanler  ve açık renk üstler vazgeçilmezimdir.
5. Stili ile sana ilham veren bir isim var mı?
Moda dergileri okumayı, internette moda blogu takip etmeyi çok severim. Stiline hayran olduğum bir kaç kişi var. İlki Olivia Palermo, temiz, sade ve şık tarzına bayılıyorum. Ayrıca Sienna Miller da ‘ne giysem yakıştırırım’ büyüsüne sahip, o ışıltıyı ne yapsa taşıyan isimlerden. İkisini de çok beğeniyorum.
6. Moda ile ilgili bize verebileceğin bir tavsiye var mı?
Moda eğitimim olmadığından, tavsiye verebilecek kadar hakim olmasam da, bir moda aşığı olarak, herkese istediği ve kendine yakıştırdığı, kendini içinde mutlu hissettiği ne varsa onu giymesini öneririm. Ancak kocaman büyük bir şartla:  vücut yapılarımız çok önemli, çünkü giyeceğimiz parça ne kadar güzel olursa olsun, vücut proporsiyonumuza uymuyorsa, o kadar mükemmel görünmeyebilir. Moda hayatımıza renk katıyor, tadını çıkaralım!

Sevgili Gülnihal’e bu keyifli paylaşımı için çok çok teşekkür ediyorum, kendisini takip etmek isterseniz sosyal medya linkleri:

1 comment :

  1. Her ne kadar modanın kadını şekillendirdiğine dair genel bir yargı varsa da, ulaşılabilinen ürün, kişisel tercihler, yaşam koşulları gibi sebeplerden aslında şekillendirmeyi yapan kadının yine kendisi oluyor.
    Burada Gülnihal kendi tarzını oluşturmuş ve bunun için yola çıktığı unsurları da paylaşmış, beğenisinin ne kadar incelikli olduğu da ortada. Ama bunun altında yatan en önemli şey, ilk başta da belirttiği o çocukluktan gelme alışkanlıklar.
    Şimdi, zihin ya da beden olsun, bunun kişilik ve alışkanlıklarla yerleşen bir hafızası oluşuyor. Düşen bardağı havada tutmaya çalışmak hızında bir tepki bu. Aynı şekilde Gülnihal de kendi refleksini oluşturmuş ve gördüklerini bu sistemle filtreleyerek, yıllar içerisinde kendi yaşayışını da gözönünde bulundurarak biçimlendirmeyi öğrenmiş. Buradaki "öğrenme" bilinmeyenin edinimle kafada şekillenmesinden çok; bilinenin farkındalığının oluşması ve bir sisteme oturması anlamında.
    Ne yazıktır ki günümüzde her kadın aynı bilince ya da görsel algıya sahip değil, kendilerini sadece aynalarındaki yansımalarından ibaret görüp, günün giyim ve makyaj alışkanlıklarını körü körüne uygulamaya meyilliler. Bunun için yaptıkları savunmalar da muhtelif: ekonomik sebepler, zaman yetersizliği, yaşam alanının elverişsizliği vs.
    Yalnız, mevcut bir gerçek daha var, ekonomik çeşitlilik ve her ekonomik alanın varolma çabası. Yani, ucuz ürünler üretmek zorunda olan, maliyetini buna sabitlemeye çalışan ve ürünlerini satabilmek için günceli takip etmek zorunda olan markalar ya da üreticiler de var. Hatta bireysel üreticiler de var. Evde ya da küçük atölyesinde yaptığını satmaya çalışanlar.
    Aslında komik olan, ucuz ve eşsiz malını satmaya çalışan üretici ile gündelik hayatında bunları bulamamaktan, ulaşamamaktan şikayetçi olan, görsel algı genişliğinin karşılığını bulamamanın sıkıntısını yaşayan tüketicinin bir türlü bir araya gelememesi.
    Gülnihal burada şanslı bir grupta, aileden gelme vintage aksesuarları, kendi geliştirdiği refleksi ve algı seviyesi sayesinde çevresinden edindiği giyim detaylarıyla doğal bir döngüde, bireysel beğenisinin karşılığını zevkli bir şekilde ayağa kaldırmayı başarabiliyor.
    Bir şekilde aynı doğal yeteneklere sahip olmayan ama, içten içe beğenilere sahip olan tüketiciyle o bahsettiğim bireysel üretim yapan ya da maliyeti düşük ürünler çıkaran üreticilerin de buluşturulması şart.
    Kadın gardırobu hızlı döngüsü olan, çabuk yenilenen bir alan, bu hem ekonomik hareketliliğin hem de bireysel beğeninin karşılığını bulması, hem de toplumda giyim ve bakım zevkinin yaygınlaşıp artması için çok verimli kullanılabilecek bir alan.

    ReplyDelete

Yorumunuzu yaziniz...